Dr. Fuat Sanaç BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ
booked.net
Yazı Detayı
11 Ekim 2021 - Pazartesi 12:03
 
BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ
Dr. Fuat Sanaç
mail@mail.com
 
 

Kültürün bir çok tarifleri vardır: 

Öncelikle Kültür, kelime manasıyla ihtimam göstermek, itina etmek, bakmak, korumak anlamlarına gelir. 

 

Kültür bir milletin kimliğidir ve bir milletin inanç, fikir, sanaat, adet ve geleneklerinin bütününe denir. 

 

Kültür bir toplumun yaşama tarzıdır ve bir milletin özümsediği ve benimsediği değerlerin bütünüdür. 

 

Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.

 

Kültür köken olarak latince bir kelimedir: Latince ‘’cultura’’, toprağa birşeyler ekip ürün almak, üretmek, toprağı işlemek anlamında kullanılıyordu. Fransız düşünür Voltaire (1694-1778) ’’Culture’’ Kavramını, ’’insan zekasının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim’’ (insanın zekasını işlemek) olarak kullanınca bu terim değişik bir anlam kazanmıştır. 

 

Fransızca’dan Almanca’ya Kultur biçiminde geçen bu terim daha sonra tüm Avrupa dillerine yayılmıştır. 

 

Kültür daha ziyade manevi değerleri içermektedir. Kültürün dünyevi karşılığı (civilization/ alm. Zivilisation). Yani, medeniyet, veya uygarlıktır; Medeniyet /uygarlık, bir ülke veya toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce, sanat, bilim, teknoloji ürünlerinin tamamını ifade eder. 

 

Uygar kelimesi Türkçedir ve yerleşik hayata ilk geçen Uygur Türklerinden, Medeniyet ise Arapça Medine, yani şehir (medeni=şehirleşmiş) kelimesinden gelmektedir. 

 

Kültür ikiye ayrılır:

 

1. Manevi Kültür: Din ve inanç… (felsefe: Konfiçyus, Taoismus gibi)

 

2. Dünyevi Kültür: ilim ve teknoloji (Zivilisation /Medeniyet).

 

Kültürün ana unsurları:

 

Dil, din, Gelenek ve görenek /töre, (milletin yazılı olmayan kanunları), Sanat (edebiyat, resim, mimarı gibi), dünya görüşü (bir milletin hayat felsefesi (Kahramanlık, aşk , madde, namus, ahlak, ölüm, eğlence vs. gibi kavramlar), tarih (bir milletin hafızası) - Kültür tarihçileri insanoğlunun hayatta kalma ve varlığını sürdürme gayretindeki başarısını, öğrendiklerini yeni nesillere aktarma yeteneğine bağlarlar. 

 

Hem benliğimizi korumak, hem de içinde yasadığımız kültüre ve bu vesile ile dünya barışına katkıda bulunmak için:

 

1. Kültürümüzü yaşamak ve yaşatmak,

 

2. diğer kültürlerle aramızdaki fark ve benzerlikleri öğrenerek onları anlamaya çalışmak ve

 

3. problemlerimizi tesbit ederek çözümler bulmak zorundayız.

 

Zira, içinde yaşadığımız dünyada insanlık olarak iki temel problem alanıyla karşı karşıyayız:

 

1. Dünya genelinde insanlığın geleceğini tehdit eden açlık, fakirlik, işsizlik, fırsat eşitsizliği, ahlaki çöküntü, inançsızlık, eğitim ve hukuk alanında karşılaşılan sorunlar, sivilleşememe, tarihî ve kültürel değerlerin yok edilmesi ...

 

2. İnsanlar arasındaki diyalog, hoşgörü ve tolerans eksikliği, farklılıklara karşı tahammülsüzlük ve farklılıklarla barış içinde bir arada yaşama konusunda yaşanan sorunlardır.

 

Bir kesimin kendi inanç ve ifade özgürlüklerini korumasının yolu ötekilerin hayat ve inanç alanlarına saygı göstermekten geçmektedir. Saygı ve hoşgörü biz Müslümanlar için en kolay analşılması gereken bir mesele diye inanıyorum zira, Hz. Peygamber'in getirdiği dine “İslâm” isminin verilmesi ve bu kelimenin teslim olmak, boyun eğmek gibi anlamlarının yanı sıra sulh, barış ve uzlaşma gibi anlamlarının bulunması, bu dinin müsamaha ve hoşgörü dini olduğunu göstermektedir.

 

İnsan sosyal bir varlıktır yalnız yaşayamaz sevinçleri, üzüntüleri ve fikirleri vardır. Üretir, tüketir ve paylaşmak ister. Toplumlar arasında tarihten gelen ayrılık ve çatışma noktalarını bir kenara bırakıp birlikte yaşama ve hoşgörü kültürünü birçok alanda yaşama geçirmek herkesin görevidir.

 

Zira tarih göstermiştir ki, inanç ve farklılıkların çatışma konusu yapılması bireylerin ve toplumların huzuru için ciddî bir tehlike oluşturmuşturmaktadır. Yani netice olarak diyoruz ki, kendi kültürünü bilmeyen başka kültürleri anlayamaz. Bu nedenle, Avusturyalı Müslümanlar, ya da Avusturya’da yaşayan Türk toplumu olarak ayrı bir kültürden geldiğimizin ve değişik bir kültürün içinde yaşadığımızın şuurunda olmak ve birlikte yaşama kültürünü geliştirmek zorundayız. 

 

Saygılarımla...

 

 
Etiketler: BİRLİKTE, YAŞAMA, KÜLTÜRÜ,
Yorumlar
Haber Yazılımı